Kalebaşı Köyü
Eski adı "Suham" olan Kalebaşı Köyünün yazılı belgeler bulunmamakla beraber eski Rum yerleşim bölgesi üzerinde kurulu olduğu bildirilmektedir. Eski yapıların Rum usta işi oldukları da yapılan araştırmalarla belgelenmiştir. Başka bir bilgide ise köyün Aşağıkaleden kopma bir yerleşim olduğu bildirilmekte ve soyağaçları incelendiğinde bazı ailelerin Aşağıkale Mahallesinden koparak Kalebaşı Köyüne yerleştikleri görülmektedir. Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerinde bulunan köyde 1939 Erzincan depreminde mal ve can kaybı yaşanmıştır. Köyün, birkaç sülalenin biraraya gelmesinden oluştuğu görülmüştür. Belli başlı aileler Kadılılar, İlhamlar, Bülbüller, Kılıçlar, Taşkınlar, Tepeler ve Kemerlerdir.
GÖÇ KALEBAŞININ DA SORUNU
Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Son yıllarda arıcılık, köyde faal olarak yapılmakta ve üretilen bal, büyükşehirlerde ve Koyulhisarda satışa sunulmaktadır. Köyde ayrıca ihtiyaca yönelik meyve ve sebze türü bolca üretilmektedir. Kalebaşı da, Anadolu’nun diğer yerleşim yerleri gibi, büyükşehirlere yüksek oranda göç verdi. Geçim sıkıntısından dolayı 1960’lardan sonra başlayan göçlerde özellikle gençlerin İstanbul olmak üzere büyük şehirlere göç etmesiyle köyde, ihtiyar ve emekliler kalmıştır. Genç nüfusun büyükşehirlere göçüyle tarım ve hayvancılığın hızla yok olmasına sebep olmuştur. Kalebaşılılar, günlük ihtiyaçlarını ise ilçe merkezinde kurulan pazardan temin etmektedir.
YAZLARI SICAK GEÇİYOR
Kalebaşı, İç Anadolu ve Karadeniz ikliminin geçiş bölgesindedir. Dolayısıyla köyde, karasal iklim ile Karadeniz iklimi arası geçiş özellikleri görülebilmektedir. Kışları soğuk geçse de yazları sıcaktır. Kalebaşı Köyünün 2 adet mevsimlik çiftliği (Museri-Kızılcalar) ve bir adette yaylası (Ardıçalan) bulunmaktadır. Kelkit Vadisinin güney yamacına kurulu bulanan ve rakımı diğer köylere nazaran daha düşük olması sebebiyle Kalebaşında yaz aylarında yaylaya çıkılmaktadır. Rakım yüksek olduğu yaylada, güçlü çam ormanları vardır.
SON SAYIMDA NÜFUSU 238
Alt yapısı büyük ölçüde tamamlanan Kalebaşında kapalı su şebekesi ve kanalizasyonu mevcuttur. Camisi bulunan köyde elektrik ve telefon hattı vardır. Bahçe sulaması için ark mevcuttur. Köyün yolu asfalttır. Köyde, ilköğretim okulu olmasına rağmen öğrenci eksikliği sebebiyle eğitim verilmemektedir. Öğrenciler taşımalı eğitim kapsamında ilçe merkezinde okullarına devam etmektedirler. Kalebaşında ayrıca gasilhane ve morg bulunmaktadır.
KÜLTÜR, ÖRF VE ADETLERİMİZ
Bulunduğu bölge itibariyle Kalebaşı Köyü, Kelkit Vadisi’ne has biraz İç Anadolu biraz Karadeniz karışımı ile zengin örf ve adetlere sahiptir. Yemek kültürü çevre köylerle benzerlik göstermektedir. Kalebaşında yaşatılan bazı gelenekler şöyle: İlk önce kız evinde ve erkek evinde ayrı ayrı kına geceleri olur. Erkek evinde yemekler yapılır bütün köy tek tek davet edilir ve ayrıca çevre köyler de davet edilir. Onlara yemekler ikram edilir. Tepsilerde kadayıf tatlısı yapılır. Bazen gençler sofradan kadayıfı çalarlar. Birkaç arkadaş ayrı bir yerde yerler ama bu bir eğlence gibi bir şey oluyor. Tabi ki bu yemekleri yapacak kişiler yani aşçılar özenle seçilir. Genellikle aşçılar kadın olur. Ayrıca kına gecesi kız evinde ise geline kına yakarlar ve kadınlar sohbet verir. Ertesi gün damat evinden kız evine doğru yola çıkılır. Kız evinden gelin alınır ve erkek evine götürülür.
KÖYDE BAYRAM GÜNLERİ
Bayram namazı kılındıktan sonra camiden çıkılır. Büyükten küçüğe doğru sıraya geçilir. Köyün en yaşlısı en önde olmak kaydıyla tektek bayramlaşılır. Daha sonra ise herkesin evi tektek dolaşılıp bayramlaşılır. Sabah saat 100.00 gibi aşağı mahallede saat 12.00 gibi yukarı mahallede saat 15.00 gibi de karşı mahallede yemekler verilir. Köyün gençleri toplanırlar eğlenirler. Başka bir töre ise belirledikleri bir gece köy değirmeninde ateş yakarlar. Değirmen çöreği yaparlar gençler. O gece doyasıya eğlenirler. Yine bu töreden hariç bir gün belirleyip akşam karanlığı bastığı zaman kelek sallama gibi bir töre vardır. Herkesin evi tek tek dolaşılır. Herkesin kapısında kelek sallanıp maniler okunur ve bulgur ve tereyağı toplanır. Topladıkları malzemelerle büyük kazanlarla pilav yapılır. Gençler doyasıya yerler ve doyasıya eğlenirler.
YAYLALARA GÖÇ BAHARDA BAŞLAR
Ayrıca baharda yaylaya göçülür. Herkes göçünü yükleyip yaylaya gider. O gün gençler top oynar, boğa güreşi yaparlar. Kalebaşı köyünde ayrıca 2 adette ziyaret yeri bulunmaktadir.(YELLICE ve ARGANBABA)
3 KEZ 3’ÜNCÜLÜK KUPASI ALDILAR
Kalebaşı Köyü Futbol Takımı, İstanbul’da bu yıl 10.’su düzenlenen Koyulhisar Köyleri Futbol Turnuvası’na her yıl katılarak, Kalebaşı Köyü’nü başarıyla temsil etmiştir. Turnuvanın iddialı takımları arasında yer alan futbol takımı, 3 tane 3.lük kupası 1 tane centilmenlik kupası alma başarısı göstermiştir.
22 YILLIK DERNEK
Geçim zorluğu nedeniyle başlayan göç, köy nüfusunun önemli oranda İstanbul’a taşınmasıyla sonuçlanmış. Düğün, cenaze gibi sosyal olgular sırasında fark edilen nufusun genişlemesi ve yabancılaşmanın artması, akrabalık bağlarının kopması tehlikesine karşı tedbir olarak İstanbuldaki Kalebaşı Köyü mensupları, bir dernek kurma çalışmasına girmişlerdir. 1986 yılında kurulan Kalebaşı Köyü Sosyal Yardımlaşma Derneği, İstanbul’da yaşayan Kalebaşı Köylülerinin birbiriyle kaynaşması ve özellilkle burada doğan ve yetişen yeni neslin köyleri ve köylüleri ile bağını kopartmamasını sağlamıştır.
İLK DERNEK BAŞKAN
Bahattin Taşkındır. Derneğin 350 üyesi vardır. Dernek, kuruluşundan sonra köy ve İstanbul’daki üyeleri ile ilgili her türlü faaliyetlerde etkin rol oynamıştır. Bahattin Aslan başkanlığındaki Kalebaşı Köyü Sosyal Yardımlaşma Derneği Yönetim Kurulu, İsmail Tepe, Murat Kendirli, Fevzi Kaya, Recep Tepe, Hikmet Taş, Halim Şahinden oluşmaktadır. Ayrıca bu yıl, yayla şenliklerinde ilk defa ağa seçimi yapılarak Hikmet Taş "Köy Ağası" olarak seçilmiştir.Her yıl biri İstanbulda diğeri yaylada olmak üzere 2 tane piknik düzenleyen dernek, bayramlaşma merasimlerini de geleneksel yapıp köylülerin birbirleriyle daha da kaynaşmalarını sağlamıştır. Ayrıca Kalebaşı Köyüne "www.kalebasi.net" adlı web sitesi köyü dış dünyaya tanıtmaktadır.
BİZ KÖYLÜYÜZ
Şehir hayatı uymaz bize Köyde doğduk yaylada büyüdük Mum yerine çırayı gördük Çıplak ayakla dikenlerde yürüdük Toza dumana büründük, amma yılmadık Yazları yayla kışları köye döndük Unu hamur yapıp tandıra gömdük Biz ekmeği hep kepekli bildik Kepekli yedik
Şehir hayatı uymaz bize Şayet gelirseniz köyümüze Hürmette kusur etmeyiz Hoş bakarız misafire Soğuk olur yayla havası Hiç benzemez denize Biz Köylüyüz
Masa yı sandalye yi bilmeyiz Yemeği yer sofrasında yeriz Sütü tülbentden süzer içer Yoğurdu ağaç kaşıkla keseriz Tereyağı peyniri kaymağı dilimleriz Arı gelir balını sürer gider Her yudumda Her lokmada şükrederiz Sonra çeker işimize gideriz Şehir hayatı uymaz Biz Köylüyüz Salamı sosisi hiç bilmeyiz amma Koç keser kavurma yapar yeriz Çay yerine yayla çorbası Somun ekmek yerine Çöreği yufkayı tercih ederiz Şehir hayatı uymaz bize
Temiz hava iyi gelmez size Tutulursanız yaz nezlesine Doktor ilaç bilmeyiz biz Kekik nane süt içeriz İyi gelir hepimize Dedim ya biz deniz nedir bilmeyiz Şehir hayatı uymaz bize.
Kaynak: http://www.koyulhisarhaber.com/haber_detay.php?haber=1038



















































































































































































REKLAMI KAPAT